3+1 Büyükler

Sabah radyoda Mustafa Denizli’nin Galatasaray-Hamburg maçı için söylediklerini duydum: Hamburg pılısını pırtısını toplayıp evine dönecektir.

Mustafa Denizli bildiğiniz gibi, Beşiktaşın teknik direktörlüğünü yapan eski bir Galatasaray teknik direktörüdür. Radyoda bunu duyunca gülümsedim. 

Çok sevimli geldi, ligde rakip takıma bir selam , eski takımına başarı dileğiydi. Sonra bu takımların bende ne çağrıştırdığına baktım:

Beşiktaş; siyah-beyaz renklere sahip bu takım bende kesinlikle ahlak kavramını, gelenekle devşirdiğimiz iyi huylu ahlak’ımızı temsil ediyordu. Bu ahlak bir İstanbul beyefendisinin ahlakı olduğu gibi, bir işçinin, emeğiyle yaşamda tutunan birinin de ahlakıydı. Sınıfsal olarak Beşiktaşı proleteraya’ya yakıştırdım nedense. Arabacılar diyorlardı bu takıma. İşçilerin ve Cumhuiyet’e gönül vermiş ana-babalarımızn kuşağını temsil ediyordu sanki. Ama zaman çizgisinde  yeri asil ve ahlaklı geçmişimizdi..

Fenerbahçe; bu takım günümüz Türkiye’siydi. Her kesimden ayrımsız taraftarı vardı. Lümpeninden, ultra zenginine kadar her kesim burdaydı. En geniş asgari müşterekti ama sınıfsal olarak işsiz ve sorunlu halk yığınlarının takımıydı. Fanatizmin ve coşkunun takımıydı Fener.  Nedense en hızlı zenginler de Fenerliydi. Bu takım sadakatı, öfkeyi, ezilmişliği ve milliyetçiliği çağrıştırıyordu.

Galatasaray; sarı-kırmızılı bu takım ise "gelecek"ti. Türkiye’nin geleceği. Avrupa’ya dersini verenimizdi. ‘Avrupa Avrupa duy sesimizi’ydi.  Sonuna kadar akıllıca savaşmayı becermekti. Sınıfsal açıdan ise ben de aristokrasiyi ve sağlam burjuvaziyi hatırlattığı gibi, örneğin güney doğu’daki Kürtleri de hatırlatıyordu. Bu manada da sanırım Kürtleri ve  azınlıkları toparlamış Liberal ve demokratik ve gelecekte, sapasağlam Avrupa’da duran Türkiye ütopyasının takımıydı.

Trabzonspor bordo-mavi’li bu takım ise İstanbul duka’lığına karşı ilk Anadolu hareketiydi. 3 büyükler efsanesine belki yıkmaya gelmemişti ama Anadolu’da büyüktür artık herkes kendi yöresinin takımını tutsun ve onu yarıştırsın diyen ilk takım idi. Üç-elde paylaşılmış futbol kitlesinin, artık bu üçlü dışında alternatifsiz olmaması gerektiği konusunda ilk dersi vermişti bize. Bu ders yetmemişti  ancak ne hoş ki devam edenleri oldu. Bu Anadolu demokratizasyonuydu, Türkiye’de eksik olan. Trabzon bunu başlatan neredeyse üç büyüklere ek olarak ilk Anadolu’dan futbol markasını yaratan cevval bir takım olarak belleğimde yerini aldı.

Ben hangi takımı mı tutuyorum. Nereden taraftarı oldum bilmiyorum ama bir cimbom’luyum:) Oğlum’la devam eden kısa bir taraftar geleneği yaratmış biriyim soy ağacımızda:)

3 Replies to “3+1 Büyükler”

  1. Cimbom oğlumu ve beni hayal kırıklığına uğrattı. Oğlum o kadar üzüldü ki; telefonda bana, yarın doğum gününü kutlamak istemediğini söyledi. Ama yense de yenilse de taraftarız..

  2. Aslında aklı selim sahibi, Türk futbolunu seven herkesi hayal kırıklığına uğrattı sanırım. Bu şekilde yenilmek de çok dokundu ama haklısın, biz taraftarız ve her şartta takımımızın arkasındayız. Kızsak da üzülsek de, yensek de yenilsek de :))

  3. Sevgili Ahmet;Nerede kaldı sanatsal yazılar, entellektüel yaklaşımlar… yemişim futbolunu gs\’sini yav… sen bize aşkı anlat, masumiyeti, dostluğu … sen yüreğimize dokun ahmedim… ayrıca o kadar da üzülmeyin, biz KADIKÖYe sizi yine de bekliyoruz…!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s